Hava Durumu
Türkçe
English
Русский
Français
العربية
Deutsch
Español
日本語
中文
Türkçe
English
Русский
Français
العربية
Deutsch
Español
日本語
中文

#Enflasyon

Ne Haber Fethiye | Fethiye'nin Haber Sitesi - Enflasyon haberleri, son dakika gelişmeleri, detaylı bilgiler ve tüm gelişmeler, Enflasyon haber sayfasında canlı gelişmelere ulaşabilirsiniz.

Avrupa'da En Pahalı Otomobil Türkiye'de: Metin Ergun'dan Vergi ve Ekonomi Politikalarına Eleştiri Haber

Avrupa'da En Pahalı Otomobil Türkiye'de: Metin Ergun'dan Vergi ve Ekonomi Politikalarına Eleştiri

İYİ Parti Muğla Milletvekili Prof. Dr. Metin Ergun, Eurostat'ın 2025 yılı Satın Alma Gücü Paritesi (PPP) verilerine dikkat çekerek, Türkiye'nin Avrupa'da otomobil ve kişisel ulaşım araçlarının en pahalı olduğu ülke olduğunu söyledi. Ergun, mevcut vergi ve ekonomi politikalarının vatandaşın otomobile erişimini zorlaştırdığını belirterek kapsamlı reform çağrısında bulundu. Ergun'un paylaştığı verilere göre, Avrupa Birliği ortalamasının 100 kabul edildiği endekste Türkiye 156,2 puanla ilk sırada yer alırken, otomobil fiyatları AB ortalamasından yaklaşık yüzde 56 daha yüksek seviyede bulunuyor. Otomobil fiyatlarındaki yükselişin yalnızca yüksek vergilerden kaynaklanmadığını ifade eden Ergun, Türk lirasındaki değer kaybı, yüksek enflasyon, ÖTV, KDV ve döviz kuru baskısının da fiyatları artırdığını söyledi. Son yıllarda ücret artışlarının araç fiyatlarındaki yükselişin gerisinde kaldığını belirten Ergun, orta gelirli vatandaş için sıfır otomobil sahibi olmanın neredeyse imkânsız hale geldiğini dile getirdi. Yüksek araç fiyatlarının yalnızca bireysel ulaşımı etkilemediğini vurgulayan Ergun, nakliye, servis, ticaret ve üretim maliyetlerini de artırarak enflasyon üzerinde ilave baskı oluşturduğunu ifade etti. Türkiye'de vatandaşların hem Avrupa'nın en pahalı otomobillerini satın almak zorunda kaldığını hem de yüksek finansman maliyetleri nedeniyle krediye erişimde güçlük yaşadığını belirten Ergun, otomobil sahibi olmanın temel bir ihtiyaç olmaktan çıkarılıp lüks haline getirildiğini savundu. Prof. Dr. Metin Ergun, çözüm önerileri kapsamında otomobilden alınan dolaylı vergilerin yeniden değerlendirilmesi, vergi sisteminin daha adil hale getirilmesi, enflasyon ve kur oynaklığını kalıcı olarak düşürecek ekonomik politikaların uygulanması ile vatandaşın alım gücünü artıracak ve üretimi destekleyecek reformların gecikmeden hayata geçirilmesi gerektiğini ifade etti. Ergun, "Avrupa'nın en pahalı otomobilini kullanan değil, vatandaşına ulaşılabilir otomobil sunan bir Türkiye mümkündür. Sorun, yıllardır uygulanan yanlış ekonomi ve vergi politikalarındadır." değerlendirmesinde bulundu.

TOBB Başkanı Hisarcıklıoğlu, Muğla'da Ekonomi ve Turizm Sektörlerinin Beklentilerini Değerlendirdi Haber

TOBB Başkanı Hisarcıklıoğlu, Muğla'da Ekonomi ve Turizm Sektörlerinin Beklentilerini Değerlendirdi

Hisarcıklıoğlu, Muğla TSO'da düzenlenen "Muğla İli Odalar ve Borsa Müşterek Meclis Toplantısı"nda iş dünyası temsilcileriyle bir araya geldi. Muğla'nın tarihi, doğal güzellikleri, turizm potansiyeli ve üretim gücüyle Türkiye'nin en önemli şehirlerinden biri olduğunu ifade eden Hisarcıklıoğlu, kentin turizm, tarım, su ürünleri, zeytinyağı, madencilik ve yat imalatı gibi birçok alanda ülke ekonomisine önemli katkı sunduğunu dile getirdi. Dünya ekonomisinin savaşlar ve jeopolitik gelişmeler nedeniyle zor bir dönemden geçtiğini belirten Hisarcıklıoğlu, Avrupa Birliği ekonomisindeki yavaşlama ile Çin'in kamu destekli üretim modelinin ihracatçıları olumsuz etkilediğini söyledi. Türkiye'de ise yüksek enflasyon, faiz oranları ve krediye erişimde yaşanan sıkıntıların piyasaları daralttığını vurgulayan Hisarcıklıoğlu, şunları kaydetti: "Merkez Bankası Başkanı ve kamu bankalarının genel müdürleriyle yaptığımız toplantıda, üyelerimizden gelen kredi limitleri, yüksek faiz, komisyon, işlem masrafları ve teminat taleplerine ilişkin sorunları ilettik. Kredi kısıtlarının en fazla KOBİ'leri etkilediğini ifade ettik. Enflasyonla mücadeleyi zayıflatmadan reel sektörü destekleyecek adımların hızla atılması gerektiğini dile getirdik." Hisarcıklıoğlu, TOBB'un girişimleriyle Kredi Garanti Fonu (KGF) kefaletli TOBB Nefes Kredisi uygulamasının yeniden başlatıldığını anımsatarak, Muğla'da bugüne kadar 13 bin 382 firmanın KGF destekli kredi kullandığını, ancak bunun yeterli olmadığını söyledi. KGF destekli kredi imkanlarının artırılması için görüşmelerin sürdüğünü belirten Hisarcıklıoğlu, kısa sürede olumlu sonuç alınmasını beklediklerini ifade etti. Turizm sektörünün de önemli sorunlarla karşı karşıya olduğunu dile getiren Hisarcıklıoğlu, enflasyon ile döviz kuru arasındaki farkın döviz kazandırıcı sektörleri zorladığını, küresel gelişmelerin de sektörü olumsuz etkilediğini söyledi. Turizmin Türkiye ekonomisinin stratejik sektörlerinden biri olduğuna işaret eden Hisarcıklıoğlu, sektörün desteklenmesi gerektiğini belirtti. Hisarcıklıoğlu, "Muğla TSO'nun da talepleri doğrultusunda konaklama vergisi yüzde 2'den yüzde 1'e indirildi. Ayrıca Turizm Destek Paketi kapsamında Hazine kefaletiyle ilave finansman sağlandı, istihdama yönelik ücret ve prim destekleri hayata geçirildi. Bu desteklerin sürdürülmesi büyük önem taşıyor." diye konuştu. Toplantıda iş dünyasının talep ve önerilerini dinleyeceklerini ifade eden Hisarcıklıoğlu, dile getirilen sorunları Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan'a ve ilgili bakanlara iletmeye devam edeceklerini söyledi. Hisarcıklıoğlu, birlik ve beraberlik vurgusu yapıp, girişimcilerin umutsuz olmaması gerektiğini belirterek, "Yeter ki birbirimizi ötekileştirmeyelim. Kimseyi, fikrinden, inancından, görüşünden dolayı dışlamayalım. İstişareden, ortak akıldan, uzaklaşmayalım. Ülkemizi hep birlikte daha ileriye taşıyalım. İnşallah Muğla, ticarette, turizmde, sanayide, ihracatta çok daha büyük başarılara imza atacaktır. Odamız da bu başarıların merkezinde olmaya devam edecektir." dedi.

Metin Ergun: "Cari Açıkta Rekor, Ekonomide Alarm Zilleri Çalıyor" Haber

Metin Ergun: "Cari Açıkta Rekor, Ekonomide Alarm Zilleri Çalıyor"

Ergun, 2026 yılının ilk çeyreğinde Türkiye'nin 23,7 milyar dolar cari açık verdiğini, nisan ayıyla birlikte ilk dört aydaki cari açığın ise 29 milyar doları aştığını söyledi. Böylece, 2025 yılının tamamında gerçekleşen yaklaşık 28 milyar dolarlık cari açığın bu yıl yalnızca dört ayda geride bırakıldığına dikkat çekti. OECD verilerine göre Türkiye'nin dünyanın en fazla cari açık veren ikinci ekonomisi konumunda bulunduğunu belirten Ergun, "Bu tablo övünülecek değil, sorgulanması gereken bir durumdur." değerlendirmesinde bulundu. Yıl sonu beklentilerinin de endişe verici olduğunu ifade eden Ergun, cari açığın 50 milyar doların üzerine çıkmasının, bazı tahminlere göre ise 62,5 milyar dolara ulaşmasının beklendiğini söyledi. Cari açığın yalnızca bir istatistik olmadığını vurgulayan Ergun, bunun üretimin yetersizliği, ithalata bağımlılık ile ekonominin dış borç ve kısa vadeli sermaye girişlerine bağımlı hale geldiğinin göstergesi olduğunu kaydetti. Cari açığın büyümesiyle Türk lirası üzerindeki baskının arttığını belirten Ergun, kurdaki yükselişin akaryakıt, elektrik, doğal gaz ve gıda fiyatlarına zam olarak yansıdığını, bunun da enflasyonu artırarak vatandaşın alım gücünü zayıflattığını ifade etti. Geçmişte uygulanan ekonomi politikalarını da eleştiren Ergun, "Yıllardır 'faiz sebep, enflasyon sonuç' denildi. Gelinen noktada hem yüksek enflasyon, hem yüksek faiz hem de rekor seviyede cari açık var." dedi. Türkiye'nin üretim, katma değer ve ihracat odaklı büyüme modelinden uzaklaştırıldığını savunan Ergun, ithalata dayalı ekonomik yapının her döviz krizinde vatandaşın alım gücünü daha da aşındırdığını dile getirdi. Ekonomik başarının vatandaşın günlük yaşamına yansıması gerektiğini belirten Ergun, "Ekonomide başarı; tabelaları değiştirmekle değil, vatandaşın mutfağını, cebini ve geleceğini güçlendirmekle ölçülür." ifadelerini kullandı.

İyi Parti Milletvekili Metin Ergun “Faizde Dünya Şampiyonuyuz, Refahta Neden Değil?” Haber

İyi Parti Milletvekili Metin Ergun “Faizde Dünya Şampiyonuyuz, Refahta Neden Değil?”

Türkiye Cumhuriyet Merkez Bankası’nın politika faizinin yüzde 37 seviyesinde bulunduğunu hatırlatan Ergun, bu oranın ABD ve Avrupa ülkelerindeki faiz oranlarının katbekat üzerinde olduğunu söyledi. Güncel verilere göre TCMB’nin politika faizi yüzde 37 seviyesinde bulunurken, IMF’nin 2026 yılı için Türkiye’de ortalama enflasyon beklentisi yüzde 28,6 olarak öngörülüyor. Yüksek faiz oranlarının üretici, sanayici, esnaf ve çiftçi üzerindeki yükünü artırdığını dile getiren Ergun, krediye erişimin zorlaştığını, yatırım iştahının azaldığını ve vatandaşların konut ile ihtiyaç kredilerine ulaşmakta ciddi güçlük yaşadığını kaydetti. Türkiye’nin aynı anda hem yüksek faiz hem de yüksek enflasyonla mücadele ettiğini vurgulayan Ergun, bunun bedelini doğrudan vatandaşın ödediğini belirtti. Mevcut ekonomik yapının üretim yerine finansal rantı teşvik ettiğini savunan Ergun, kalıcı çözümün üretim, ihracat, tarım ve sanayi odaklı bir kalkınma modelinden geçtiğini ifade etti. Açıklamasında üretimin desteklenmesi gerektiğine dikkat çeken Ergun, “Faize değil üretime, borca değil yatırıma, sıcak paraya değil alın terine dayalı bir ekonomi anlayışı şarttır” ifadelerini kullandı. Ergun, dünyanın en yüksek faiz oranlarından birini uygulayan bir ülkede vatandaşların hâlâ geçim sıkıntısı yaşamasının ekonomik modelin yeniden değerlendirilmesini zorunlu kıldığını belirterek, Türkiye’nin sürdürülebilir refah için üretim temelli politikalara yönelmesi gerektiğini söyledi.

Türkiye’de Barınma Krizi Derinleşiyor: Gelir-Kira Dengesi Bozuldu Haber

Türkiye’de Barınma Krizi Derinleşiyor: Gelir-Kira Dengesi Bozuldu

Merkez Bankası verilerine dikkat çeken Ergun, Türkiye’de 100 metrekarelik bir konutun ortalama kira bedelinin 24 bin 188 TL’yi aştığını belirtti. Mevcut tabloya göre asgari ücretin 28 bin 75 TL seviyesinde olduğunu hatırlatan Ergun, kira giderlerinin çalışanların gelirinin büyük kısmını tükettiğini ifade etti. Açıklamada yer alan diğer ekonomik göstergeler de dikkat çekti. Açlık sınırının 32 bin 793 TL, bekâr bir çalışanın yaşam maliyetinin 42 bin 585 TL ve yoksulluk sınırının 106 bin 817 TL seviyesine ulaştığı vurgulandı. Bu veriler, özellikle dar gelirli vatandaşların temel ihtiyaçlarını karşılamakta ciddi zorluk yaşadığını ortaya koyuyor. Ergun, “Bugün Türkiye’de bir asgari ücretli maaşının neredeyse tamamını kiraya vermek zorunda kalıyor. Açlık sınırının altında kalan gelirle barınmak bile lüks haline geldi” ifadelerini kullandı. Orta gelir grubunun giderek eridiğine dikkat çeken Ergun, milyonlarca vatandaşın ya yoksulluk sınırında yaşam mücadelesi verdiğini ya da borçlanarak ayakta kalmaya çalıştığını belirtti. Yaşanan tablonun tesadüf olmadığını ifade eden Ergun, bunun yanlış ekonomi politikaları, kontrolsüz fiyat artışları ve plansız şehirleşmenin sonucu olduğunu dile getirdi. Çözüm önerilerini de sıralayan Ergun, dar gelirli vatandaşlar için sosyal konut projelerinin artırılması gerektiğini, ücretlerin enflasyon karşısında korunmasının önem taşıdığını ve konut politikalarında vatandaş odaklı bir yaklaşımın benimsenmesi gerektiğini vurguladı. “Barınma hakkı bir lüks değil, temel bir insan hakkıdır” diyen Ergun, yetkililere acil önlem çağrısında bulundu.

Güvenli Liman Altın ve Gümüşte Hareketlilik Haber

Güvenli Liman Altın ve Gümüşte Hareketlilik

Altın fiyatlarındaki hızlı yükseliş yatırımcıların gündeminde yer almayı sürdürüyor. Gram altının 7 bin TL seviyesini aşmasıyla birlikte piyasadaki hareketlilik yakından izlenirken, küresel gelişmeler güvenli liman talebini artırıyor. İran’da yaşanan protestolar, ABD eski Başkanı Donald Trump’ın Grönland’a ilişkin açıklamaları, ABD Merkez Bankası Başkanı Jerome Powell hakkında gündeme gelen süreçler ve merkez bankalarının altın alımlarını sürdürmesi, yatırımcıların yönünü yeniden altına çevirdi. Gram altın 7 bin 100 TL’nin üzerine çıkarken, ons altın 5 bin 88 dolar seviyesinde işlem görüyor. Gümüş tarafında da yükseliş dikkat çekerken gram gümüş 155,67 TL, ons gümüş ise 112,92 dolar bandında bulunuyor. 2025 yılında yüzde 147’lik getiriyle öne çıkan gümüş için uzmanlar son dönemde daha temkinli olunması gerektiğine işaret ediyor. Altın ve Para Piyasaları Uzmanı İslam Memiş, TGRT Haber’e yaptığı değerlendirmede, değerli metallerin her birinin farklı dinamiklere sahip olduğunu belirtti. Altının jeopolitik riskler ve enflasyon dönemlerinde öne çıktığını ifade eden Memiş, gümüşün ise sanayi, tıp ve enerji alanlarında yoğun şekilde kullanıldığını hatırlattı. Son dönemde sosyal medyada bakıra yönelik artan ilgiye de dikkat çeken Memiş, bu alandaki fiyat artışlarının talep kaynaklı olabileceğini söyledi. Bakırın elektrikli araçlar, yapay zeka teknolojileri ve altyapı yatırımlarında önemli bir rol üstlendiğini vurgulayan Memiş, tüm yatırımı tek bir metale yönlendirmenin risk oluşturabileceğini dile getirdi. Mevcut ekonomik koşullarda değerli metaller grubunda genel bir yükseliş yaşandığını belirten Memiş, bu eğilimin yaklaşık bir yıl sürebileceğini ifade etti. Bakır fiyatlarının yıl içinde yüzde 35 ila yüzde 40 arasında artabileceğini öngören Memiş, bakırın çıkarılmasının altın ve gümüşe kıyasla daha zor olduğunu kaydetti. Bakırın fiziki olarak saklanmasının ve temininin kolay olmadığını belirten Memiş, yatırım yapmak isteyenlerin banka ve aracı kurumlar üzerinden fonlar aracılığıyla işlem yapabileceğini söyledi. Küresel altyapı dönüşümü nedeniyle endüstriyel metallere olan ihtiyacın artacağını vurgulayan Memiş, dünya genelindeki bakır rezervleri ve artan talep doğrultusunda arz sıkıntısının fiyatlar üzerinde etkili olabileceğini ifade etti.

Özel Eğitim Merkezlerinden %27 Zam Oranına Tepki Haber

Özel Eğitim Merkezlerinden %27 Zam Oranına Tepki

Özel Eğitim ve Rehabilitasyon Merkezleri, 2026 yılı için planlanan yüzde 27’lik hizmet bedeli artışına yönelik yazılı bir açıklama yaparak söz konusu oranı kabul etmediklerini kamuoyuna duyurdu. Açıklamada, özel eğitimin Türkiye’de köklü bir geçmişe dayandığı ve bugün dünyada “Türkiye Modeli” olarak örnek gösterilen bir yapıya dönüştüğü vurgulandı. Türkiye genelinde 3 bin 380 Özel Eğitim ve Rehabilitasyon Merkezi’nin 609 bin özel gereksinimli bireye hizmet verdiği, yaklaşık 60 bin kişinin bu alanda görev yaptığı hatırlatıldı. Merkezlerin sunduğu hizmetin sürdürülebilirliği açısından kamu tarafından karşılanan hizmet bedelinin hayati öneme sahip olduğu belirtilirken, Hazine ve Maliye Bakanlığı tarafından 2026 yılı için planlanan yüzde 27’lik artış oranının Resmî Gazete’de yayımlanmak üzere gönderildiği bilgisine yer verildi. Açıklamada, belirlenen artış oranının sektör açısından bir iyileştirme değil, aksine daralma ve küçülme anlamına geldiği ifade edildi. Özel eğitim ve rehabilitasyon merkezlerinin, sosyal devlet anlayışı çerçevesinde devlet adına önemli bir kamu hizmeti sunduğu belirtilerek, artan personel giderleri ve işletme maliyetleri karşısında mevcut artış oranının merkezlerin sürdürülebilirliğini tehdit ettiği kaydedildi. Yetkililere çağrıda bulunan merkez temsilcileri, ücretlerin enflasyon, personel giderleri ve saha koşulları dikkate alınarak adil ve sürdürülebilir bir orana sabitlenmesini talep etti. Açıklamada, yıllık belirsizliklerin ortadan kaldırılması ve özel gereksinimli bireylerin eğitim hakkının korunması için kalıcı ve öngörülebilir bir ücret politikasının acilen hayata geçirilmesi gerektiği vurgulandı.

logo
En son gelişmelerden anında haberdar olmak için 'İZİN VER' butonuna tıklayınız.