Hava Durumu
Türkçe
English
Русский
Français
العربية
Deutsch
Español
日本語
中文
Türkçe
English
Русский
Français
العربية
Deutsch
Español
日本語
中文

Herkes Çok Meşgul

Yazının Giriş Tarihi: 30.01.2026 19:49
Yazının Güncellenme Tarihi: 30.01.2026 19:49

Herkes çok meşgul.

Bu cümleyi artık selam yerine kullanıyoruz neredeyse. “Nasılsın?”ın cevabı olmaktan çıktı; bir hâl beyanı oldu. Meşgulüz. Hem de fazlasıyla. Ne ile meşgul olduğumuzu sormaya vakit yok ama. Çünkü onu anlatmak da meşakkatli.

Sabahın erken saatlerinde, daha gün tam uyanmamışken başlayan bir acele var. Bildirimler, takvimler, yapılacaklar listeleri… Hepsi üst üste binmiş. Sanki bir şeyleri kaçırırsak eksik kalacağız. Oysa çoğu zaman kaçırdığımız şey, tam da o telaşın içinde durup bakamadıklarımız oluyor.

Bir kafede oturup etrafı izlerken fark ediyorsun bunu. Masalarda telefonlar var, yüzler eğik. Parmaklar hızlı, bakışlar yorgun. Kimse kimseye bakmıyor ama herkes bir yere yetişiyor. Sanki görünmez bir borcumuz var zamana; ne kadar koşarsak koşalım kapanmıyor. Meşguliyet, bir erdem gibi taşınıyor artık. Ne kadar yoğunsan, o kadar kıymetli sayılıyorsun.

Eskiden “vaktim var” demek ayıp değildi. Şimdi neredeyse savunma cümlesi. Birine vakit ayırmak, lüks gibi görülüyor. Oysa vakit ayırmak, insanın kendinden vermesi demekti bir zamanlar. Şimdi kendimizden vermemek için her şeye meşgulüz.

Bu meşguliyet hâli, yavaş yavaş sükûtu unutturuyor. Susmayı değil; sükûtu. Aradaki farkı bilenler bilir. Susmak bazen mecburiyettir, sükût ise tercih. Sükût, durup bakabilmektir. Meşgul olanın sükûta tahammülü yoktur. Çünkü durmak, yüzleşmeyi getirir. Ve herkesin kaçtığı şey, biraz da budur.

“Sonra konuşuruz” dediğimiz çok şey birikiyor. Sonrası gelmeyen cümleler, yarım kalan hâller… Bir mesaj atıp geçiyoruz, bir kalp bırakıp tamam sayıyoruz. İlgilenmiş gibi yapıyoruz ama gerçekten ilgilenmek zahmet istiyor. Meşgul olmak ise zahmetsiz. Herkesin en kolay sığınağı.

Bir de şu var: Meşguliyet, iyi bir mazeret. Gitmedin mi? Meşguldüm. Aramadın mı? Çok yoğundum. Unuttun mu? Aklımda ama… Meşguliyet, unutuşun kibar adı oldu. Kimseyi kırmadan uzaklaşmanın yolu.

Belki de asıl mesele, yapılacak çok şeyin olması değil. Asıl mesele, yapılmayanların ağırlığı. Söylenmeyen sözler, bakılmayan yüzler, ertelenen hâller… Bunlar takvimlere yazılmıyor. Hatırlatıcı kurulamıyor. O yüzden hep sonda kalıyorlar.

İnsan, neyle meşgulse biraz ona benziyor. Sürekli koşturan biri, bir süre sonra neye koştuğunu unutuyor. Sürekli yetişmeye çalışan, varacağı yeri kaçırıyor. Meşguliyet, bazen bir kaçış biçimi. Kendimizden, birbirimizden, hatta hayattan.

Bütün bunları düşünürken şunu fark ediyorum: Kimse aslında bu kadar meşgul olmak istemiyor. Ama durmayı da bilmiyoruz. Durursak neyle karşılaşacağımızı kestiremiyoruz. O yüzden meşgul kalmak daha güvenli geliyor. Gürültü, sessizlikten daha tanıdık.

Belki de arada bir, “meşgul değilim” demeyi denemek lazım. Dünyaya değilse bile, bir insana. Bir kahveye, bir sohbete, bir sessizliğe vakit ayırmak. Her şeyi yetiştirmek zorunda değiliz. Bazı şeyler, geç kalınca anlam kazanıyor zaten.

Belki de mesele, çok meşgul olmamız değil.
Belki mesele, neye hiç vakit ayırmadığımız.

Yorum Ekle
Gönderilen yorumların küfür, hakaret ve suç unsuru içermemesi gerektiğini okurlarımıza önemle hatırlatırız!
Yorumlar (0)
Yükleniyor..
logo
En son gelişmelerden anında haberdar olmak için 'İZİN VER' butonuna tıklayınız.